Menü

İlke ve Değerlerle Kurum Kültürü Nasıl Geliştirilir?

20 Haziran 2021 | 2 Dakika
user Sorwe
Önceki içerik
Bir OKR Hikayesi: Kuvvetli Bir OKR Nasıl Yaratılır?
İlke ve Değerlerle Kurum Kültürü Nasıl Geliştirilir?

Kurumları ayıran, taklit edilememesini sağlayan, onu tek ve benzersiz kılan kültürleridir. En iyi psikometrik araçları kullanıp, en yetenekli adayları işe alsanız, dünyadaki en yaygın, en iyi yönetim yaklaşımlarını ve bunların uygulamalarını kurumunuza getirseniz, en doğru stratejileri belirleseniz de “Kurum Kütürü” bunları kahvaltıda yiyor!!

Peki yetenekleri geliştiren, şirketi başarıya götüren bir kurum kültürü inşa etmek mümkün mü ve ilk adım nedir?

İlk adım, “etik ve ilkeli” bir yönetim anlayışını benimsemektir. Bu anlayışı yansıtacak ilkeleri ve kurum değerlerini belirlemek ve bu anlayışı yaşatacak, tüm süreçlere uygulayacak, şeffaflık, adalet ve güven ortamını yaratacak çalışanları bir araya getirmek.

“İtibarımızı yönetmekten daha önemli bir işimiz var mı?”

Etik ve itibarın önemini bilen kurumlar, yetenekleri aralarına katarken bu mirasa değer verdiklerini söylüyor ve “güvenilir, dürüst” adayları seçiyorlar.

Peki insan kaynaklarının adaylardaki veya çalışanlardaki bu mirası işe alım veya terfi süreçlerinde ölçümleyebilmesi mümkün mü? Bireydeki itibar yaklaşımları kişilik ile ilgilidir. Bir İK Profesyoneli olarak kişiliği ölçümlemek için bazı araçlar olsa da, bu araçların sadece bir öngörü sağladığı ve tam bir ölçümün, birçok kişilik ve davranış boyutunda olduğu gibi, bireysel etik ve itibar davranışları için de sınırlı olduğunu ve sadece bir öngörü sağladığını söyleyebiliriz. Peki yine de bunları kurum kültürü içinde görmenin, ölçmenin ve geliştirmenin yolları var mı?

Doğan Cüceloğlu, “Başarıya Götüren Aile” kitabında ailelerin çocuklarını yaşama hazırlarken okul, iş ve yaşam başarısındaki temel felsefesi “iyi insan” olabilmek olmalı diyor. İyi insan, güçlü ve başarılı insan olmayı sağlıyor, güçlü ve başarılı insan olmak ise yaşam başarısını getiriyor. Ailedeki “benim çocuğum kurnaz ve açıkgöz biri olacağına, başkalarının hakkını yemeden üreten ve kazanan biri olsun” inancının bireyi, kurumu ve toplumu nasıl etkilediğini anlatan Cüceloğlu, bir çelişkinin altını çiziyor. Aile, “benim çocuğumun hakkı yeneceğine, onun, başkasının hakkını yemesini tercih ederim” düşüncesi ile çocuk yetiştirdiğinde “hakkı yenenler” ve “hak yiyenler” diye iki grup oluşuyor ailenin kafasında, bu düşünce ise aileleri “iyi insanlar zayıf kalır” ve “güçlüler tarafından sömürülür” noktasına getiriyor diyor. Cüceloğlu, bu düşüncelerin, aileleri “açıkgöz, kurnaz, kısa vadeli başarılar peşinde koşan bireyler” yetiştirmeye sevk ettiğini düşünüyor ve iyi insan olmayı bu düşünce tuzağına düşen aileler için tekrar tanımlıyor.

“İyi insan güçlü insandır. Güçlü insan yaratıcı ve üretkendir. Kısa vadeli başarılar peşinde koşmaz, uzun vadeli düşünür ve çalışarak elde etmekten zevk alır. Güvenilir biri olarak yaşam boyu iş ve yaşam başarılarına imza atar. Yaratıcı ve güçlü insan ne kimsenin hakkını yer, ne de kimsenin hakkının yenmesine izin verir.”

Peki ailelerin düşebileceği bu düşünce tuzağına, şirketler düşmez mi?

Kurum Kültürü Oluşturma - Kurum Kültürü Nasıl Geliştirilir?

Yüzlerce yıldır ayakta kalmış kültürel ve ticari kurumların tarihçelerine ve yönetimlerine bir göz atın. Kurnaz ve açıkgözlerin yönetimindeki kurumların değil, yaratıcı ve üretken, akıllı ve güçlü insanların yönetimindeki kurumların hayatta kaldığını görürsünüz.

Etik kuralları önemsemeden ve “doğruyu yapmak” yaklaşımını benimsenmeden yapılan, sonuç odaklı “iş yapmak” “iş bitirmek’’ gibi kavramlar, günün sonunda rekabet olarak yorumlanabiliyor. İşin en korkutucu yanı ise, geçmiş krizleri hatırlarsanız, küresel rekabette öncü, dünyanın önde gelen bazı şirketlerinin etiğin önemsenmediği, salt kârlılığın hedeflendiği, insani değerlerin, ahlakın yok sayıldığı işlerin içinde adlarının anılır olması, yani “örnek gösterilir’’ olmaları ciddi güvensizlik ve ekonomik krizleri doğurdu.

Peki bu şirketlerin içinde oldukları sektörlerdeki diğer şirketlerin davranışları tıpkı ailelerde olduğu gibi olumsuz etkilenmez mi? “Rekabet acımasız, eğer kuralına göre hareket edersek kâr edemeyiz, kâr edemezsek, uzun vadede yok oluruz” vb. ya da haksız rekabetin olduğu ortamlarda “o yapıyor, biz neden yapmayalım” düşüncesi ile hareket etmek...Yada bazı çalışanlar için her ne pahasına olursa olsun prim alabilmek, gerekirse gitmediği müşteriyi ziyaret etmiş gibi raporlamak, 360 derece performans değerlendirme ve geri bildirimde yetkinliklere göre değil çıkarlara, ilişkilere göre hareket etmek, güç kimdeyse onun “emirlerini” sorgulamadan yapmak, izlenebilir, net olarak ortaya konulabilir her tür sistemi manipüle etmeye çalışmak yada çalışmasını engellemek…

Bunları engellemek, güven ve adaleti sağlamak için güven kültürü oluşturmak önemli. Güven kültürünü inşaa edecek ilke ve değerleri belirlemek ve geliştirmek, tüm çalışanlarda bunların farkındalığını sağlamak için kapsamlı bir çalışan geri bildirimi ve 360 derece performans değerlendirme sistemi kurmak önemli. Peki yeterli mi? Hayır!  Bu sadece başlangıç.

 

Dilek Mete

Performans ve Kültür Geliştirme Uzmanı 

Sonraki içerik
Başarılı Yöneticilerin Aylık Performans Planı
Önerilen İçerikler

Dijital Çalışan Deneyimi Platformu

Bağlı, motive ve gelişen takımlar için ihtiyacınız olan tüm araçlar.
Ücretsiz deneyin
Kurulum gerektirmeden kendi demo hesabınızı oluşturun.
15 dakikada Sorwe’i tanıyın
Müsait olduğunuz zamanı belirleyin, size Sorwe’i uygulamasını anlatalım.